Yeni Orta Doğu Arayışı ve Türkiye

Kutlu Yol’da, “Yeni Orta Doğu Arayışı ve Türkiye” konuşuldu; 

Dilde Fikirde İşte Birlik Yolu – Kutlu Yol Derneği’nin bu haftaki konuğu Prof. Kaya Tuncer ÇAĞLAYAN, “Sykes – Picot’tan Günümüze Yeni Orta Doğu Arayışı ve Türkiye” konulu söyleşide görüşlerini dinleyicilere aktardı.

Söyleşi öncesi Başkan Mustafa KESKİN konuşmasında; “ ‘Kutlu Yol Söyleşileri’mizde öncelikle kıymetli bilgileri, görüşlerini bizler paylaşan saygıdeğer hocamıza ve katılımları ile buraya değer katan konuklarımıza çok teşekkür ediyorum.  Yolumuz; ‘Dilde, Fikirde, İşte Birlik Yolu’dur. Bu yol; ‘Kutlu Yol’dur. Büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün dediği gibi; Biz, bütün Türk Milletinin hizmetkârıyız.” Dedi.

Söyleşiye konuşmacı olarak katılan Prof. Kaya Tuncer ÇAĞLAYAN, 2004 yılında Pentagon tarafından yayınlanan parçalanmış yeni Ortadoğu haritasından bahsettiği konuşmasında önemli açıklamalar yaptı.

Petrol ve Doğalgaz Rezervi Odak Noktası

Prof. ÇAĞLAYAN; “Dünyadaki büyük güçlerin ilgi alanına giren Ortadoğu içerdiği petrol ve doğalgaz kaynakları kadar Müslüman bir coğrafya olmasıyla da dikkat çeker. Ortadoğu coğrafyasının son bin yılına bakacak olursak eğer, 900 yılı Türk devletleri tarafından şekillendirilmiş veya yönetilmiştir.

Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Türkler tarafından yönetilen Ortadoğu,  Birinci Dünya Savaşı sonunda İngiliz- Fransız yapımı bir Ortadoğu’ ya dönüşmüş, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise bölgeye Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Rusya girmiştir. Soğuk savaş sonrasında ise yeni bir Ortadoğu arayışı vardır.

Parçalanmış Orta Doğu Haritası

Sovyet bloğunun dağılması ile birlikte Rusya’nın etki alanını boşaltması sonucunda Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde yeni bir Orta Doğu arayışı 2004 yılında Pentagon tarafından yayınlanan parçalanmış yeni Ortadoğu haritası ile bir tartışma başlamıştır. Bu haritada dönemin Dışişleri Bakanı C. Rice’ın dediği gibi 22 Ortadoğu Devleti’nin sınırlarının değiştirilme sürecini tetiklemiştir.

2010’da başlayan Arap baharı ile bölgeye demokrasi ve liberal değerleri, serbest pazar ekonomisini getirme iddiasını taşıyan süreç maalesef bölge halklarının kan ve gözyaşına boğulmasına sebebiyet vermiştir. Türkiye açısından özellikle Suriye ve Irak’taki gelişmeler hayati önem taşımaktadır. Özellikle Suriye ve Irak’ta Arap baharı sonrası meydana gelen iç savaş ve otorite çöküşü Amerika Birleşik Devletleri’nin işgali ile birlikte başlayan süreç Irak’ı bölmüştür. Bu durum Türkiye’nin güney sınırlarını süreklilik arz eden bir terör ve tehdit bölgesine dönüştürmüştür IŞİD ya da DAEŞ ve PKK terörü özellikle Türkiye’nin canını yakmış ve yakmaya devam etmektedir.

Türkiye, Kürdistan ve Ermenistan Projeleriyle Parçalanmak İstenmekte

40 yıllık PKK ile mücadelesinde başarılı olan Türkiye Önümüzdeki süreçte karşısına çıkan büyütülmüş Kürdistan ve Ermenistan projeleriyle parçalanmak istenmektedir. Bu projelere karşı Türkiye kararlı bir mücadele sürdürmek zorundadır. Bu mücadelesinde özellikle Irak ve Suriye Türkmenleri, aynı zamanda Türkiye’ye dost Arap ve diğer unsurlar üzerinden Türkiye’nin himayesi altında güvenli bölgeler oluşturarak Türkiye kendi güvenliğini sağlamak zorundadır. ABD yapımı parçalanmış yeni Ortadoğu ABD’nin yeni Amerikan Yüzyıl’ı projesinin merkezinde yer almaktadır.

Siyonizm’in büyük İsrail projesi ile örtüşen parçalanmış Ortadoğu sonuçları itibariyle Türkiye’ye ve Türk Milleti’ne büyük tehdit oluşturmaktadır. Bu sürecin sonunda ya bölünmüş bir Türkiye ya da büyümüş bir Türkiye karşımıza çıkacaktır. Milli Aklın yolu birdir: O da Türkiye’nin bütünlüğünü koruması ve gerekirse güvenliğini sağlamak ve bölgede barışı korumak adına büyümüş bir Türkiye olarak bu süreçte yerini almaktır” diyerek konuşmasını tamamladı.

İlginin yüksek olduğu toplantı bir süre daha soru – cevap ve sohbetle devam ederek sona erdi.

Bu konuda sizin de görüşünüzü/sorunuzu merak ediyoruz?