Yardım Kuruluşları Üzerine Bir Analiz

Bir önceki yazımızda Yardım Kuruluşları’nın Amaca Hizmet Etmesi konusuna genel bir değerlendirme yapmıştık ve durumun sayısal verilerle örneklenmesi gerektiği üzerinde durmuştuk.

Burada analiz etmek istediğimiz konu; Bu kuruluşlara aktarılan kaynakların gerçek amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı hususudur. Örnek olarak seçtiğimiz kuruluş Türk Kızılayı. Tabi Kızılay gibi ülkemizin en köklü ve kurumsal olarak bir çok alanda (Kan Hizmetleri, Çadır Üretim ve Maden Suyu İktisadi İşletmeleri, Hastane ve Tıp Merkezleri İle İlkyardım Eğitim Merkezleri gibi) kolu bulunan bir kuruluşun mali verilerinden yararlanmak faydalı olacağı gibi yanılma oranı da yüksek seyredebilir.

Kızılay’ın 2015 yılı Gelir-Gider Tablosunu incelediğimizde 568.460.619 TL. geliri karşılığında 594.045.470 TL. gideri olduğunu görüyoruz. Bu rakamlar Genel Merkez ve direk olarak kendisine bağlı işletmeleri içermektedir. Şube kaynaklarının bu rakamlara konsolide edilmediği kanaatindeyiz.

Gelirlerin kalemlere göre dağılımı; Üye Ödentileri 1,2 Milyon, Bağış ve Yardımlar 54,3 Milyon, İktisadi İşletme Gelirleri 3,1 Milyon (Genel Müdürlüğe bağlı iktisadi işletmeler), Finansal Gelirler 31,1 Milyon (mevduat faiz gelirleri), Kira Gelirleri 63,5 Milyon ve Diğer Gelirler 415.2 Milyon TL. (diğer gelirlerin içerisinde Sağlık Hizmetleri Gelirlerinin ağırlıkta olduğunu varsayıyoruz.) şeklindedir.

Giderlerin kalemlere göre dağılım ise; Genel Giderler 106,8 Milyon, Personel Giderleri 233,8 Milyon, Amaç ve Hizmet Giderleri’nden Eğitim ve Araştırma 1,4 Milyon, Sağlık Hizmetleri 194,4 Milyon, Sosyal Hizmetler 9,6 Milyon, Ekonomik, Sosyal ve Toplumsal Kalkınma 6,7 Milyon, Hayır İşleri ve Gönüllülük Faaliyetleri 13,7 Milyon, Diğer Giderler 2 Milyon TL. şeklindedir. 2015 Yılının 25,6 Milyon TL. zarar ile kapandığı görülmektedir.

568,4 Milyon TL. olan toplam gelirin karşılığında Amaç ve Hizmet Giderlerine aktarılan payın 229,7 Milyon TL. olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda; 2015 yılı için direk amaca yönelik harcamanın yalnızca %40 oranında gerçekleştiğini görmekteyiz. Yine gelirlerden en büyük payı %41 ile Personel Giderleri ve %19 ile Genel Giderlerin (elektrik, su, ısınma, haberleşme, ulaşım, bina ve demirbaş küçük bakın onarımları gibi) aldığını görmekteyiz.

Yardım Kuruluşları’nın Denetimleri Yeterli Değil

Sözünü ettiğimiz rakamlara yalnızca yüzeysel olarak değinmemize rağmen yine göze çarpan %41 oranındaki personel giderleri ve %19 oranında ki genel giderler oluyor. Ülkemizde Kamu Yararına Çalışan Derneklerin 2 yıl arayla İçişleri Bakanlığı‘nca denetlenmesi mevzuat gereği zorunludur. Ancak yapılan bu denetimler, harcamaların amacına uygunluğunu analiz etmekten çok uzak olup, yalnızca derneğin iç işleyişinin yolunda olup olmadığından öte geçememektedir. Bu denetimlerde üzerinde durulan konular; Genel Kurul ve Yönetim Kurulu toplantılarının usule uygunluğu, gelen-giden yazışmaların amaca hizmet edip etmediği, yasal defterlerin usulüne uygun tutulu tutulmadığı gibi çok yüzeysel konuları ele almakta olup tam bir mali denetim yapılmaktan uzaktır.

Bu kuruluşların her ne kadar Denetim Kurulu bulunsa da, bunların yaptığı denetimler de mevcut muhasebe kayıtları üzerinden yine mevzuata uygunluğun sağlanmasından öteye geçememektedir. Sonuç itibariyle bu üyeler gönüllülük esasına göre görev yapmakta olup, tam zamanlı mesai ayırma durumları da bulunmamaktadır.

İç Denetimler Açıklık Sağlamıyor

Bir diğer denetim ise Teftiş Kurulu eliyle yapılan iç denetimdir. En ayrıntılı mali denetim Teftiş Kurulu’na bağlı ücretli çalışmakta olan müfettişlerle sağlanmakta olup bunların elde ettiği bulguların çoğunluğu yine dernek içerisinde çözülmekte olup, sorunlar dışarıya yansıtılmamaktadır.

Bir önceki yazımızda da söz ettiğimiz gibi, dernek ve vakıflardan oluşan yardım kuruluşlarının, kuruluş ve işleyiş kanunlarında; Harcamaların amaca yöneliklik limitleri, personel sayısı ile bunların aldıkları ücretler, kısaca mali harcamalar herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmamış, harcamaların mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi istenmiştir. Yani bu kuruluşlarca yapılacak giderlerin limitleri kendi yönetimleri tarafından serbestçe belirlenebilmektedir. Bazı yardım kuruluşlarının özellikle Genel Müdürlüklerinin idareci kadrolarında çok afaki sayılacak rakamlarla maaşa bağlanan personelin bulunduğu bilinmektedir.

Dernekler Kanunu’na göre bu kuruluşların mali tablolarını takip eden yıl kamuya ilan etmeleri gerekmektedir. Ancak burada verdiğimiz örnekte de görüleceği üzere, ilan edilen bilgiler (Bkz.) çok yüzeysel kalmaktadır. Örnek bu kuruluşların kaç personeli olduğu, bu personellerin ücret aralıkları, Genel Giderlerin içerisinde ki afaki tutarların nereye ne amaçla kullanıldığı gibi esas teşkil eden bilgiler kamuya ilan edilmemektedir.

Bağışçılar Yardımlarının Nerelere Harcandığını Net Olarak Bilmeli

Bu durumda insanlar yardım kuruluşlarına yaptıkları bağışların amacına uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığını sorgulayabilecekleri bir mekanizma bulunmamaktadır. Kanaatimizce özellikle sosyal yardım dernek ve vakıflarının ayrıntılı belli bir limitin üzerindeki harcamaları nereye, ne zaman, ne için yapıldığının bilgisine kamunun istediği gibi erişmesine olanak sağlayacak bir sistemin kurulması elzemdir. Böylece insanların yardım kuruluşlarına olan güveni artacak, dolaylı olarak yardım kuruluşlarının amaca yönelik kullanacakları gelirleri artacaktır.

Gelirini kamudan sağlayıp yine kamuya hizmet sunması gereken Yardım Kuruluşları’nın hesap verebilir, şeffaf bir yapıda olması önem arz etmektedir.

Koray BÜLBÜL / bilimlik.com

Bu konuda sizin de görüşünüzü/sorunuzu merak ediyoruz?