Sağlık Politikası Analizi

Ülkemizde ‘Sağlık Politikası’nın resmi üst belgeler ile küresel belgelerde ele alınmasına ilişkin bir inceleme yazısı. 

Pdf olarak indirmek için tıklayın.

 

Kamu Politikası Analizi

Siyasi Politikalara Yön Veren Belgelerin İncelenmesi

SAĞLIK POLİTİKASI

Ülkemizde ‘Sağlık Politikası’nın resmi üst belgeler ile küresel belgelerde nasıl ele alındığı incelenmiş ve elde edilen sonuçlar aşağıda başlıklar halinde belirtilmiştir. Son bölümde ise genel değerlendirmelere yer verilmiştir.

1- Onuncu Kalkınma Planı: Bu belgede sağlık politikasına ‘Nitelikli İnsan, Güçlü Toplum’ başlığı altında yer verilmiştir. Sırasıyla Mevcut Durumu Analizi yapılmış, Amaç ve Hedefler gösterilmiş ve Politikalara değinilmiştir. Ülkemizde sağlığın ve sağlık sektörünün nereden, nereye geldiği bir durum analizi ile özetlenmiştir. Bu analiz kıyaslama yöntemi ile yapılmış olup 2002 ile 2011 yılları baz alındığı görülmüştür. Kıyaslama yıllarından, hükümetin göreve geldiği gün ile bugün arasında ki sağlıktaki iyileşmeye dikkat çektiği anlaşılmaktadır.

‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ adıyla nitelendirilen adımlar ile temel sağlık göstergelerinden olan bebek, anne ölüm oranları ve doğuşta beklenen yaşam süreleri gibi parametrelerde iyileşmeler gerçekleştiği verilen istatistiki oranlar ile gösterilmiştir. Burada dikkat çeken bir nokta ise verilen oranlarda kıyaslama yapılmışken ‘Sağlık Hizmetlerinden Duyulan Memnuniyet Oranı’ 2012 yılında %75’e yükseldiği belirtilirken hangi orandan bu seviyeye yükseldiğine değinilmemiştir.

Bu belgede yer alan, dikkat çeken önemli bir değişiklik ise sağlık sektörüne ‘Kamu Özel Ortaklığı’ teriminin bir politika olarak girmiş olmasıdır.

Uygulanması planlanan politikalar incelendiğinde ‘Akılcı İlaç Kullanımı’ ile ‘Sevk Zinciri’ uygulamalarının geliştirilmesi hedeflendiği; Gereksiz ilaç kullanımının önlenerek ilaç maliyetlerinin düşürülmesi ve sevk zinciri ile 2. ve 3. Basamak sağlık kuruluşlarına gereksiz başvuruların önünün kesilerek hem buralarda hasta yığılmalarının önüne geçmek hem de maliyetin azaltılmasının sağlanması amaçlandığı görülmektedir.

Önemli olduğu düşünülen diğer politikalar incelendiğinde ise Üniversite Hastaneleri üzerinde yeni bir yapılanma planlamasının olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bir diğer politika ise ‘Tamamlayıcı Tıp Kapsamında Tedavi’ adıyla nitelendirilen bitkisel sağlık uygulamaları olduğu görülmektedir. Burada amacın sektörün tamamen kontrol ve denetim altında tutularak, meslek mensuplarının eğitilerek sertifikalanması olduğunu yorumlayabiliriz. Bitkisel tedavinin tamamen bir bilim dalı olarak nitelendirilerek, ‘Merdiven Altı’ diye tabir ettiğimiz sektörü sonlandırma hedeflenmektedir.

Onuncu Kalkınma Planında esaslı bir politika olarak yer alan diğer bir unsur; Sağlığın tamamlayıcısı olan tıbbi cihaz, malzeme ve ilaç endüstrilerinde yerelleşme adımı olarak görülmüştür. Sayılan bu bileşenler büyük bir oranla ithal olarak karşılanmakta olup, bu oranların ters çevrilerek büyük oranı yerli sektörün devralması için destekler ile AR-GE çalışmalarının yoğunlaşması planlandığı yorumlanmaktadır.

Diğer dönüşüm programları olarak ‘Sağlık Turizminin Geliştirilmesi’ ile ‘Sağlıklı Yaşam ve Hareketlilik’ başlıkları altında uygulanacak politikalara yer verilmiştir.

2- 62. Hükümet Programı    :  Başbakan Ahmet DAVUTOĞLU tarafından TBMM sunulan 62. Hükümet Programı Sağlık Politikalarına ‘İnsani Kalkınma’ başlığı altında yer verilmiştir. Bu belgenin girişinde, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından sunulan 2014 yılı istatistiklerinde Türkiye’nin insani gelişme bakımından 187 ülke arasında 69’uncu sıraya yükselmesinde rol oynayan politikaların başında sağlık uygulamalarının geldiğini; “… son 12 yılda AK Parti Hükümetlerinin sağlık alanında gerçekleştirdiği devrim niteliğinde dönüşümler ülkemizin bu ilerleyişinde etkili olan temel faktörler olmuştur.” Cümleleriyle özetlenmektedir.

Sağlık Politikalarının nihai hedefinin göstergesi olarak ise; “İnsanımız ‘yarın hasta olursam’ veya ‘çoluk çocuğum ihtiyaç duyarsa ne yaparım’ demesin diye sağlıkta dev bir dönüşüm hamlesini başarıyla gerçekleştirdik.” Cümlelerine yer verebiliriz.

Bu belgede ki önemli noktaları özetlemek gerekirse; Kamu Hastanelerinin tek çatı altından toplanarak Kamu Hastaneleri Birliği Kurumunun oluşması, Genel Sağlık Sigortası altında 18 yaşının altındaki çocukların tamamının sağlık güvencesi altına alınması, Tam Gün Yasası kapsamında doktorların özel ve kamuda birlikte çalışmasının önüne geçilmesi, özel, üniversite, kamu hastanesi ayrımı yapılmaksızın sosyal güvencenin bütün hastanelerde uygulanması, ambulans helikopter uygulaması, Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) kurulması olarak sayabiliriz.

Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı kıyaslamasına bu belgede de yer verilmiş, 2003 yılında %39 olan memnuniyetin 2013 yılında 74,7 oranına ulaştığı kaydedilmiştir.

Hükümet Programında öncelikle Ak Parti Hükümeti döneminde sağlık sektöründe ki gelişmeler sayılmış ve ardından yeni dönemde uygulanacak politikalar sıralanmıştır; Acil Sağlık İstasyonu sayılarının arttırılması, ambulans helikopterlerin gece de hizmet verebilecek kapasiteye eriştirilmesi, sağlıkta bölge üssü konumuna erişilmesi, ülke genelinde 29 sağlık bölgesi kurulacağı, AR-GE çalışmaların geliştirileceği gibi politikalara yer verilmiştir.

Hükümet Programını bir bütün olarak ele aldığımızda ana hatları günümüzde Şehir Hastanesi yada Sağlık Kampüsü olarak nitelendirilen ve genelde Kamu Özel Ortaklığı Modeli ile tamamlanması planlanan politikalar ile Sağlık Turizminin geliştirilmesi politikalarının ağırlıkta olduğu yorumlanmaktadır. Kısa bir cümle içerisinde sağlık personelinin memnuniyetlerini arttırıcı politikalar üretileceğine de değinilmesine rağmen bu konuda herhangi bir ayrıntıya girilmemiştir.

Bu belgeyi Onuncu Kalkınma Planının özet hali şeklinde yorumlamamız da mümkün olarak görülmektedir. Bu belgede önleyici sağlık hizmetlerine kısaca değinildiğini yorumlayabiliriz. Sağlıklı yaşam ve hareketlilik, obezite ile savaş, tütün ve alkol ürünlerinin kullanımıyla mücadele gibi politikaların önümüzdeki günlerde uygulanmaya devam edeceği anlaşılmaktadır.

3- TBMM Grubu Bulunan 4 Siyasal Partinin Programı            : Resmi Politika Üst Belgeleri olarak nitelendirebileceğimiz Mecliste grubu olan partilerden Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Halkların Demokratik Partisi’nin programlarını ayrı olarak değerlendireceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)     : Parti sağlık politikalarını programında; “Herkes için sağlıktır: Yurdumuzun her köşesindeki yurttaşlarımıza ihtiyaç duyduğu nitelikli sağlık hizmetini ulaştırmaktır.” ve “Nüfus kâğıdını gösteren, sağlık hizmetine ulaşacak: Her yurttaş sadece nüfus cüzdanını kullanarak, sağlık sigortasından yararlanacaktır.” Cümleleriyle özetlemiştir.

Programda, Herkese sağlıklı yaşam hakkı, ulusal sağlık sigortası, koruyucu sağlık hizmetleri, II., III. Sağlık hizmetleri, çağdaş sağlık hizmetleri, hasta hakları, aile planlaması politikaları ve ana-çocuk sağlığı, sağlıklı bir gençlik ve toplum için spor başlıkları altında sağlık politikalarına geniş olarak yer verilmiştir.

Irk, dil, din, yöre, ekonomik ve sosyal durum gözetilmeksizin herkesin eşit olarak sağlıklı yaşama hakkının doğuştan geldiğini ve bu hakkın insanın temel haklarından olduğunu belirterek politikalarını anlatmaya başlayan belgede; Bu hakkın BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi dayanak gösterildiği görülmektedir.

Bu belgede diğerlerinden farklı olarak, uygulanacak sağlık politikalarının, “… bedensel ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali ile bedenen ve ruhen yani tam sağlıklı olarak, uygun çevre ve koşullarda yaşamasını sağlayacak ortamın yaratılmasını …” hedeflemesi gerektiğine değinilmektedir. Sağlık politikaların belirlenmesi ve uygulanması aşamalarının kamu, özel sektör, akademik ve sivil toplum kuruluşlarının oluşturacağı bir üst kurul tarafından yürütülmesi gerektiği düşüncesi dikkat çekmektedir.

Özellikle düşük gelirli kişilerin büyük bir sorunu haline gelen ilaç katkı payları alınmaması yönünde politikalar üretileceği beyan edilmektedir. Sağlık hizmetlerinin finansmanını sağlamak üzere ‘Ulusal Sağlık Sigortası Kurumu’ adına sahip bir yapılanmaya gidileceği belirtilmektedir. Hastanelerde yığılmaların önüne geçmek için hükümet programında da belirtildiği şekilde sevk zincirinin etkin olarak uygulanacağı bir politika benimsendiği görülmektedir.

İncelediğimiz diğer belgelerden farklılık gösteren bir nokta ise Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) önerilerinin dikkate alınarak sağlık sektörüne genel bütçeden ayrılan payın arttırılması politikasıdır. Ayrıca alkol ve madde bağımlılığında hali hazırda ihtiyacı karşılamakta yetersiz olarak bilinen rehabilitasyon uygulamalarının AMATEM’lerin çoğaltılması ve geliştirilmesi yöntemiyle aktif olarak işletileceğine yer verilmektedir.

İlgi çekici başka bir politika ise kamuda ki sağlık personeli için liyakat sisteminin getirilmesi yönündedir. Ayrıca diğer politika belgelerinde ayrıntıya yer verilmeyen, sağlık personellerinin haklarının iyileştirilmesine yönelik politikalara bu belgede geniş olarak yer verilmiştir. Yine bu belgede de sağlıklı yaşam için sporun önemine yer verildiği görülmekte olup, sporun her yaştan, her kesime ulaşılabilir olmasının sağlanacağı yönünde bir politika izlendiği görülmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)    : Sağlık Politikasını; “Yaşam kalitesini ve yaşama sevincini geliştiren, insan ömrünü uzatan, vatandaşın ve hizmet sunanların memnuniyetini esas alan hayatı anlamlı ve değerli kılan bir sağlık sisteminin tesisi temel amacımızdır.” Şeklinde tanımlayan MHP programında politikalarını ücretsiz sağlık hizmeti, tam gün-tam kapasite, özel sağlık kurumlarının teşviki, sağlık sigortası, ilaç, aşı, serum ve tıbbi araç üzerine destek başlıkları altında özetlemelere yer vermiştir.

Burada dikkat çeken bir nokta diğer partiler programlarını yakın zamanda revize etmişken, seçim dönemi içerisinde bulunulmasına rağmen MHP programının 2009 yılında revize edildiği görülmektedir. Sağlık sektörü 6 yıl öncesine kıyasla hızlı bir değişim göstermesi, bu belgeyi değerlendirmemizin doğru bir sonuç verme olasılığını düşük kılmaktadır. Bu nedenle kısa olarak değinmekte yarar görülmektedir.

Aile Hekimliği uygulamasına geçilmesi, vatandaşlara hastane ve hekim seçme hakkı tanınması yönünde bir politika benimsenmişse de günümüzde bu politika uygulanmaktadır.

Tam gün-tam kapasite politikasında geniş bir tanıma yer verilmese de adından anlaşılacağı üzere sağlık kuruluşlarının 7/24 hizmet verecekleri bir politika hedeflendiği düşünülmektedir.

Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti)      : Parti programının girişinde sağlık politikalarının sağlıklı işleyebilmesi için gerekirse özel sektörle geniş bir işbirliği yapılacağı yönünde bir politika beyanında bulunulmuştur. Ak Parti Hükümeti döneminde yapılanlara değinilmemiş, bunun yerine ileriye dönük uygulanacak politikalara başlıklar halinde kısa açıklamalarla ağırlık verildiği görülmüştür.

Koruyucu hekimliğin teşvik edilerek çeşitli nedenlerle hastalanmadan önce önlem alınması yönündeki politikalar izleneceği, Anne ve çocuk ölümlerinin yüksek olduğu ülkemizde bunun önlenmesi için özel bir politika izleneceği yorumlanmaktadır.

İncelediğimiz diğer belgelerde görmediğimiz dikkat çeken bir politika ise “Medyadaki sağlık haberleri kontrol edilecek ve sağlık ile ilgili yayınlar desteklenecektir.” Şeklinde rastlanmaktadır.

Ak Parti’nin programında hükümet programında değinilmeyen bir hususa ayrıntılı olarak yer verildiği görülmüştür. Yurt dışında çalışan sağlık personeline teşvikler sunularak beyin göçünün önleneceği, sağlık çalışanlarının olanaklarının iyileşeceği şeklindeki politikalara önem verildiği görülmekle birlikte günümüzde bu politikanın uygulanmadığı yorumlanmaktadır.

Halkların Demokratik Partisi (HDP)                     : Programında sağlık politikasına sadece; “Partimiz, sağlıklı olmayı toplumsal bir hak olarak kabul eder. Sağlık hizmetlerinin kamusal olarak, parasız, cinsiyetçi olmayan, halk sağlığının evrensel ilkelerine dayanan ve herkesin gereksiniminin karşılanması temelinde eşitlikçi, ulaşılabilir olmasını ve anadilinde sunulmasını hedefler.” Cümleleriyle yer veren HDP’nin sağlık politikasında ki hedefinin anadilde ve eşitlikçi hizmet sunumu olarak amaçladığı görülmektedir.

4- Sivil Toplum Kuruluşu    : Ülkemizde sağlık sektörüyle ilgili sivil toplum kuruluşları incelendiğinde genel olarak özel sağlık işletmelerine yönelik oldukları, direk olarak sağlığın geliştirilmesini hedefleyen kuruluş olmadığı görülmektedir. Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD), Türk Tabipler Birliği (TTB) gibi kuruluşların yanı sıra sağlık politikalarıyla direk olarak bağlantı kurabileceğimiz (tam anlamıyla olmasa da) Türk Kızılayı’nı inceleyebiliriz.

Kamu yararına çalışan dernek statüsünde olan Türkiye Kızılay Derneği’nin (Türk Kızılayı) varlık amacını oluşturan tüzüğünde sağlıkla ilgili görevlerini incelediğimizde, bazı sağlık politikası alanlarında görev alarak Sağlık Bakanlığı’na yardımcı olacağı belirtildiği yorumlanmaktadır. Kızılay’ın sağlıkta en aktif olduğu alan kan ve kan ürünleridir. Kızılay bu alanda aktif olarak politika ürettiği de görülmektedir. Özellikle ‘Güvenli Kan Temini’ projesi ile önemli bir politikaya imza atmıştır. Son zamanlarda gündemden düşmeyen diğer bir politika ise ‘TÜRKKÖK’ projesi olduğu görülmektedir. Ayrıca 1925 yılında bünyesinde kurduğu hemşirelik okulu ile yakın bir zamana kadar nitelikli hemşireler yetiştirilip mezun edilmesi, Tıp Merkezleri ve Hastaneler ile önemli politikalara sağlık sektörüne öncülük ettiği görülmüştür.

Ancak 2010 yılında çıkarılan ve Tam Gün Yasası adıyla bilinen yasa ile ülke genelindeki tıp merkezleri Sağlık Bakanlığı’na devredilerek kan ve kan ürünleri dışında sağlık sektöründen çekilmesi sağlandığı görülmüştür. Bununla birlikte ülke genelinde Kızılay’ın 4 adet hastanesi kalmış ancak bunun yanında kan ve kan ürünleri yetkileri genişletilmiştir. Kızılay’ın Kan ve Kan Ürünleri alanında aktif olarak politika üretmesi yolu açılmıştır.

5- Sağlık Bakanlığı Stratejik Planı : 2013-2017 yıllarını kapsayacak şekilde Sağlık Bakanlığı’nca eski Bakan Prof. Dr. Recep AKDAĞ döneminde hazırlanan 165 sayfalık stratejik plan, sağlık politikası incelemesinde yararlanabilecek en geniş kapsamlı belge olarak nitelendirilebilir. Bu planın ayrıca 2015 yılında aslıyla aynı şekilde Osmanlıca diline çevrilip fiziki olarak basıldığı görülmüştür. Stratejik Plan Bakan ve Müsteşar sunumlarıyla başlamaktadır.

Büyük bir çoğunluğunda istatistiki tablo ve verilere yer verilen stratejik planda; stratejik analiz, stratejik tasarım, stratejik planın üst politika belgeleri ile ilişkisi, stratejik uygulama, izleme ve değerlendirme süreci başlıkları altında değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın tarihine de geniş olarak yer verilmiştir. 1920 yılından günümüze kadar uygulanan ve uygulanmaya çalışılan sağlık politikalarına da dönemler halinde kısa değinmelerde bulunulmuştur.

2002 yılından itibaren Türkiye Modeli olarak nitelendirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı ile katedilen yoldan geniş bir şekilde bahsedilen planda “2003 yılından itibaren uyguladığımız program ‘Stratejik Yönetim Modeli’nin en güzel örneklerinden biridir. Bu çerçevede Cumhuriyet tarihinde bir ilk olmak üzere 2010-2014 Stratejik Planı’nı yaptık.” Sözlerine yer vererek bunun Bakanlığın 2. Planı olduğu belirtilmekte.

Üretilen sağlık politikalarında nihai amacın “Hakkaniyetli Şekilde Halkımızın Sağlığını Korumak ve İyileştirmek” olduğuna değinilmekte ve stratejik amaçlar ise; “Sağlığa yönelik risklerden birey ve toplumu korumak ve sağlıklı hayat tarzını teşvik etmek, Birey ve topluma erişilebilir, uygun, etkili ve etkin sağlık hizmetleri sunmak, İnsan merkezli ve bütüncül yaklaşımla bireylerin sağlık ihtiyaçlarına ve beklentilerine cevap vermek, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına ve küresel sağlığa katkı aracı olarak sağlık sistemini geliştirmeye devam etmek.” Başlıkları altında maddeler halinde sıralanmaktadır. Stratejik planın kapsamlı olması nedeniyle incelediğimiz diğer belgelerden farklı olan ve öneme sahip olan politikalara değilmiştir.

Stratejik plan genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde Sağlık Bakanlığı’nın öncelikli hedefinin beslenme, spor, tütün ve madde bağımlılığı ile savaş, iş sağlığı, çevresel etkenler gibi unsurlar üzerine politikalar üretip sağlıklı yaşam kalitesini arttırıp hastalıkların önüne geçmek olduğu görülmektedir. Dikkat çeken diğer bir nokta ise sağlık politikası üretiminde ülke sınırları dışına çıkıp küresel ölçekte politikalara yön vererek sağlık sektöründe liderliği ela alma gayretidir.

Türk Kızılayı ile iş birliği içinde kan ve kan ürünleri alanında devrim niteliğindeki politikalar ile kan arama sorununa son verilmesi, TÜRKKÖK projesinin geliştirilmesini, organ ve doku bağışı konusunda atılacak adımlar ile bu alanda hızlı bir büyüme sağlanması, tıbbi uygulama hatalarının izlenerek sıfıra indirilmesi konusunda politikalar geliştirilmesi, rehabilitasyon alanında ilerleme sağlanması gibi hususlara değinilmektedir.

Önemli olarak nitelendirebileceğimiz diğer bir politika ise Sağlıkta Bilişim Altyapısını etkin olarak kullanmak. Bakanlığın üzerinde çalıştığı ve sürekli geliştirildiği bilinen ve sağlık sektörünü bir arada tutan Sağlık.net uygulamasında yeni politikalarla geliştirilmesinin hızlandırılması hedeflendiği görülmektedir. Buna örnek olarak MHRS, e-nabız, tıbbi cihaz bilgi bankası gibi uygulamaların Sağlık.net çatısı altında toplanması olarak yorumlanabilmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nın stratejik palanına genel olarak baktığımızda ülkemizde uygulanmakta olan ve uygulanması planlanan sağlık politikaları başlıkları hakkında ayrıntılı bir bilgiye ulaşılabileceği görülmektedir. Ancak bu politika başlıkları için ayrıntılı bilgiye ihtiyacımız olması durumunda her birini farklı kaynaklardan araştırmamız gerekecektir. Bu planda genellikle başlıklara yer verilmiştir.

6- Avrupa Birliği İlerleme Raporları                     : Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan 1998 yılı Türkiye İlerleme Raporu ile 2014 Yılı İlerleme Raporlarının incelenmesi sonuca Sağlık Politikası alanında elde edilen veriler değerlendirilmiştir.

1998 yılı raporunda dikkat çeken hususlardan, sağlık harcamalarının GSMH payı içerisindeki düşüklüğü ve sağlık yatırımları için alt yapı eksiklikleri, sağlık sektöründeki denetim yetersizliği, standartların olmayışı, sağlık göstergelerinin vahim durumda oluşu ön plana çıkmaktadır. Türkiye’nin hemen hemen her alanda kötü durumuna ve gidişatına değinen rapordan sağlık politikaları da nasibini fazlasıyla almış görünmektedir.

2014 yılı raporu incelendiğinde ise; Sağlık harcamalarının sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilmesini tehlikeye soktuğu, bunun yanında evrensel ve erişilebilir sağlık hizmeti sunulduğu, sağlık göstergelerinde önemli bir aşama kaydedildiği değerlendirilmektedir. Diğer taraftan tütün kontrolü konusunda Türkiye’nin ‘Dünya Sağlık Örgütünün 2013 küresel tütün kontrol raporuna göre’ yüksek uygulama noktalarına sahip ülke olmaya devam ettiği kaydedilmektedir.

Ancak bu raporda değinilen önemli bir sorun ise Ulusal Sağlık Bilgi Sistemi kapsamında kişilerin veri gizliliği ve güvenliği sağlanamadığı görüldüğünden acil olarak bir çözüm beklendiği belirtilmektedir.

Her iki rapor birlikte değerlendirildiğinde 1998 yılına göre Türkiye’nin sağlık politikalarının önemli sonuçlar verdiği görülebilmektedir. 98 yılı raporu sektörün vahimlik derecesinde olduğunu göstermekle birlikte 2014 yılı raporu sağlık sektöründeki sorunların ciddi oranda aşıldığını ancak geliştirilmesi konusunda önlemler alınması gerektiğini gösterir daha iç açıcı bir rapor konumunda olduğu sonucuna varmamızı sağlamaktadır. Ancak burada da kişisel veri gizliliği ve güvenliğini sağlamak için politikalar üretmek bir zorunluluk olarak yorumlayabiliriz.

7- Makale İncelemesi                       : Yard.Doç.Dr. Serpil AYDIN’ın Türk Aile Hekimliği Dergisi’nin 2003/3. Sayısında Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Toplam Kalite Yönetimi başlığı ile yayımlanan makalesi incelenmiştir. Eski tarihli bir makalenin tercih edilmesinin nedeni ise 2003 yılındaki sağlık politikası öngörüleri ile günümüz sağlık politikalarının kıyaslamalarını görebilmektir.

AYDIN bu makalesinde sağlıkta kalite yönetiminin uygulanabilmesi için işletme mantığıyla hareket edebilmemiz gerektiğini anlatmaya çalıştığı görülmektedir. O günlerde sağlık hizmetlerindeki hataların başlıca sebepleri kaynak yetersizliği, kıt kaynakların etkili ve verimli kullanılamaması, politik ihmaller, yanlış kaynak tahsisi ve hatalı kararlar gibi unsurları sıralamaktadır. Özellikle tıp fakültelerinin eğitim sistemlerinin elden geçirilerek sağlık eğitiminin nitelikli olarak verilmesi gerektiğine değinilmektedir.

Birinci basamak şeklinde nitelendirdiğimiz ve günümüzde Aile Hekimliği sistemine eş değer olan birimlerin reçete yazmaktan öteye geçemediği, buraların niteliksiz donanımlara sahip olması nedeniyle tedavi edici bir sağlık kuruluşundan uzakta olduğu üzerinde durulmuştur.

Sağlık sektöründeki sorunların çözülmesi için emelden politika üretmek gerekliliğine değinen AYDIN, öncelikle düşünce yapımızın değiştirilerek kaliteli bir eğitim, eğitimli Birinci Basamak sistemine dikkat çekmektedir.

Günümüzde görüldüğü o ki 2003 yılından bugüne çok bir şey değişmediği. O zamanın sağlık ocakları, günümüzün aile hekimlikleri halkımızda reçete yazan birim olarak görülmekte ve halen yeterli tıbbi donanıma sahip olmadıkları izlenmektedir. AYDIN’ın söylediği gibi sağlık politikası üretirken temele inilmeli, temel dediğimiz ise eğitim ile başlanmalıdır.

8- Medyada Sağlık Politikaları       : Son olarak sağlık politikalarının yazılı ve görsel basında nasıl ele alındığını incelenecektir. Ancak bu analizi yapmak tarafsız bir medya kanalı bulmanın günümüzde kolay olmaması nedeniyle çok objektif olacağı söylenemez. Medyanın bir kısmı hükümet lehine, diğer kısmı ise aleyhine algı operasyonu uygulamaktadır. Ama şu bir gerçektir ki, 10 sene geriye gittiğimizde medyada sağlıkla ilgili görebildiklerimiz büyük çoğunluğu; muayene, ilaç kuyruklarında kalp krizi geçiren insanlar, 2 yıl sonrasına verilen ameliyat, tomografi, MR randevuları, ameliyat masasında ihmal iddiaları ile kalan hastalar, yakınına kan bulamayan refakatçiler, ellerinde poşetlerle hastane yoluna kan taşıyanlar gibi vahim görüntülerdi.

Günümüze gelindiğinde ise bu kötü görüntülere medyada rastlamak mümkün değil. Öte yandan medyada sağlık politikalarıyla ilgili pek bir şey görememekteyiz. Medyada bugün itibariyle görebildiklerimizin büyük bir çoğunluğunu Sağlık Bakanlığı’nın sağlıkla ilgili açıklama ve duyuruları ile diğer ülkelerdeki tıp alanındaki ilerlemeden ibarettir. Hali hazırda Sağlık Bakanlığı’nca ihale süreçleri başlatılan Kamu Özel Ortaklığı Modelindeki Şehir Hastanelerinin medyada her anlamda yer bulması gerekirken bu konuya rastlayamamaktayız.

Haziran/2013 tarihinde bölüm birincisi olarak eğitimini tamamlayan bir tıp fakültesi öğrencisi Berrak TAŞ’ın, mezuniyet töreninde yaptığı eleştirel konuşması ile bir başka öğrencinin ise “… bu tıp fakülteden mezun olan doktor arkadaşlarıma annemi ve babamı emanet etmem. …” sözleri medyada geniş yer bulmasından bahsetmeyi ihmal etmemek gerektiği görüşündeyim.

9- Genel Değerlendirme                  : Bu bölümde yorumladığımız politika belgelerini genel olarak ele alıp kısa değerlendirmeler yapacağız.

Sağlık politikasıyla ilgili yaptığımız incelemelerde özellikle dikkat çeken nokta sağlık harcamalarının bütçeden aldığı payın diğer Avrupa ülkelerine kıyasla düşük olmasıdır. Buraya başka bir açıdan dikkat çekmek gerekirse, ülkemizde son yıllarda sağlık sektöründe hızlı bir büyüme yaşanırken sağlık maliyetinin düşük olması mümkün görülmemektedir. Bu harcamaların ciddi bir kısmının özellikle son yıllarda ilaç ve tedaviden alınan katkı paylarının yüksek tutulmasıyla birlikte vatandaşlara yüklendiği kanaatindeyim.

Onuncu Kalkınma Planı, Hükümet Programı Ak Parti Programı ve Sağlık Bakanlığı Stratejik Planının birbiriyle uyumlu, sağlık sektöründe gerçekleştirilen ve ileriye dönük planlanan politikaların farklılık göstermediği yorumlanmaktadır.

İncelenen bütün belgelerde ileriye dönük hedef konulan politikaların ise ya halihazırda uygulanan yada erişilmesi kolay hedefler olduğu görülmektedir.

Bunun dışında yerli sivil toplum kuruluşlarının sağlık alanında nadir olduğu, mevcutların ise sağlık politikası üretme konusunda katılımcı olmadıkları yada katılımlarının bir şekilde engellendiği yönünde bir yorum yapmak yerinde olacaktır.

Kamu hastanelerde fiziki yönden hasta yığılmalarının önceki yıllara göre kısmen önüne geçilmiş olsa da, her bin kişiye düşen doktor ve hemşire sayılarında OECD ülkelerinin hayli gerisinde yer almaktayız.

Politika hedeflerinde sıklıkla yer alan Sağlıkta Küreselleşme, Sağlıkta Küresel Liderlik, Sağlık Turizminde Genişleme gibi alanlara ulaşabilmemiz için yapılan çalışmaların yetersiz kaldığını yorumlayabiliriz.

Bir diğer nokta ise Kamu Özel Ortaklığı Modeli ile yapımı planlanan Şehir Hastaneleri’dir. Burada öncelikli politikanın kamunun herhangi bir maliyete katlanmaksızın şehir hastanelerinin fiziki oluşumunu özel sektör aracılığıyla gerçekleştirilmesi; karşılığında ise bunu karşılayan yükleniciye o hastanenin dışarıdan sağlanan hizmetleri (temizlik, güvenlik, veri hazırlama, ileri görüntüleme gibi) bedeli karşılığında 30 yıl gibi süreler ile sunması yönünde anlaşılması gibi görünse de, gerçekte sağlıkta özelleştirme politikalarının alt yapı hazırlıkları olarak yorumlayabiliriz.

 

Koray BÜLBÜL, Samsun

 

Kaynak                      :

1) Onuncu Kalkınma Planı (2014 – 2018) – http://www.kalkinma.gov.tr/Lists/Kalknma%20Planlar/Attachments/12/Onuncu%20Kalk%C4%B1nma%20Plan%C4%B1.pdf

2) 62. Hükümet Programı – http://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/_Global/_Government/pg_GovernmentProgram.aspx

3) Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 2014 İnsani Gelişme Raporu – http://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/library/human_development/hdr-2014/

4) CHP Programı – http://www.chp.org.tr/Assets/dosya/chp-program-2015-01-12.pdf

5) MHP Programı – http://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/program/mhp/mhp_tarihcesi.html

6) Ak Parti Programı – http://www.akparti.org.tr/site/akparti/parti-programi

7) HDP Programı – http://www.hdp.org.tr/parti/parti-programi/8

8) Türk Kızılayı Tüzüğü – http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2009/02/20090219-1.htm

9) Sağlık Bakanlığı Stratejik Planı (2013 – 2017) – http://www.sgb.saglik.gov.tr/content/files/stratejikplan20132017/index.html

10) Türkiye İlerleme Raporu (1998) – http://www.abgs.gov.tr/files/AB_Iliskileri/AdaylikSureci/IlerlemeRaporlari/Turkiye_Ilerleme_Rap_1998.pdf

11) Türkiye İlerleme Raporu (2014) – http://www.abgs.gov.tr/files/ilerlemeRaporlariTR/2014_ilerleme_raporu_tr.pdf

12) Türkiye Aile Hekimliği Dergisi, Makale, Serpil AYDIN, Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Toplam Kalite Yönetimi – http://www.turkailehekderg.org/makaleler/derleme/birinci-basamak-saglik-hizmetlerinde-toplam-kalite-yonetimi/

13) Haber, Berrak TAŞ’ın Mezuniyet Konuşması – http://www.milliyet.com.tr/egitime-yetisemeyen/gundem/detay/1729855/default.htm

14) Kamu Özel Ortaklığı Modeli, Şehir Hastaneleri – http://www.saglikyatirimlari.gov.tr/Default.aspx?tabid=241&language=tr-TR

 

Koray BÜLBÜL / bilimlik.com

Bu konuda sizin de görüşünüzü/sorunuzu merak ediyoruz?