Kamuda Liyâkat Üzerine Bir Not

Kamuda Liyâkat Üzerine; “Liyâkati istihdam edemezseniz, yağcılık kurumsallaşır.” Yanlış bilmiyorsam bu söz Büyük Birlik Partisi ile birlikte anılan Yavuz Ağıralioğlu’na ait olan bu söz; Kamu Yönetimi’nde günümüz gerçeklerini yansıtır şekilde kullanılmış.

Günümüzde devlet yapılanması; Osmanlı dönemine inmeden geriye doğru bakarsak 1945 ve sonraki birkaç dönemde köklü değişiklikler öngörülmesine rağmen hedefe ulaşamamış bir Kamu Yönetimi sistemi ile idare edilmektedir.

Esasen sistemdeki sorunlar bilinir olmasına rağmen düzeltilememiş yada düzeltilmek istenmemiştir. Liyâkat kavramından uzak bir şekilde örgütlenen Kamu Personel Sistemi, memurların alanlarında uzmanlaşmasının önündeki en büyük engeldir. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun verilerine göre; 2016 yılının ilk 9 ayında yapılan 4.600 başvurunun 1.111 adeti “Kamu Personeli Rejimi” oluşturmaktadır.

Kamuda Liyâkat Değerini Bulamazsa Farklı Alanlara Yönelilir

Memuriyet kavramı her ne kadar kariyer mesleği olarak tanımlanmış olsa da, Kurumlar liyâkata dayalı kariyer ilerlemesine elverişli olmayacak şekilde yapılanmış ve yapılanmaya devam etmektedir.

Genelleme yapacak olursak, mesleğe yeni girmiş bir memur bir süre bütün uzmanlığını ve özverisini sergileyerek, kariyer ilerlemesini hedeflemekte, ancak bir süre sonra kurumlardaki siyasi yapıyı algılayarak liyâkatla hedefine ulaşamayacağını görür. Bu durum da karşısına bir takım yollar çizer. Bunların bazılarını şu şekilde özetleyebiliriz;

Gençliğinin vermiş olduğu enerji ve uzmanlığını özel sektöre yönlendirerek özel sektörde ki daha geniş kariyer olanakları sunan kurumsal firmalara yönelmek,

  1. Kamu görevine aktardığı enerjisini kısıtlayarak akademik alana doğru yönelmek,
  2. Yine aynı kısıtlamaya başvurarak, az sayıda Kurumların yine az sayıda açtığı uzmanlık gerektiren kadrolar (müfettişlik, denetçilik gibi) için yarışma sınavlarına hazırlanmak,
  3. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile kendisine yasaklanmış olan siyasi faaliyetler ile siyasetçi referansları edinmek suretiyle kariyer ilerlemesi hedeflemek ki, bu yazımızın girişinde belirtmiş olduğumuz sözün açıklaması oluyor,
  4. Bunların hepsinden ümidini bitirerek azimsiz ve isteksiz bir memur profili çizmekle, verimsiz kamu hizmeti üretmek.

Mevcut Kamu Personeli sistemi, elinde var olan kalifiye olarak nitelendirebileceğimiz memurları elinde tutamamakta, bunları maddi yada manevi yönden kaybetmektedir. Kamu Yönetimi mevzuat üzerinde her ne kadar performansa dayalı bir sistem ile idare ediliyor gibi görünse de, bireye inerek bu personelin performansını ölçecek objektif kriterler bulunmadığı gibi ölçülmüş olsa bile personeli ödüllendirecek unsurları bulunmamaktadır.

Kamu Personeli Reformu

Kaliteli Kamu Yönetimi için Kamu Personeli Reformu cümlesi her dönemde kullanılmakta olan bir deyim haline gelmiş olmakla birlikte 1945 yılından günümüze bir defa taslak haline gelebilme şansını elde etmiş, ancak TBMM arşivinin tozlu raflarına kalkarak kaybolmuştur.

Kamu Hizmetlerinin modernleşerek, özel sektör ile yarışır hale gelebilmesi için Kamuda Liyâkat’a dayalı bir Kamu Personeli Reformu’nun öngörülü olarak ivedilikle hazırlanması ve kanunlaşması gereği elzemdir.

Son zamanlarda hükümetin de beyanları arasında yer bulan bu söylemin gerçekleştirilmesi durumunda, tasarlanacak sistemin; Kamu görevlilerini siyaset ile uğraşmaktan alıkoyarak, sunulan kariyer olanaklarına ve performans kazanımlarına yönelmeleri ile azim ve gayret içerisinde, özveri ile kaliteli kamu hizmeti üretmelerine olanak tanıması öncelikli olması gereklidir.

Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 08.11.2016 tarihinde 5. Esnaf ve Sanatkarlar Şurası’nda Kamu Personeli Reformu’nun gerekli olduğunu belirttiği konuşmasında; “…Çocuklarıma da memuriyetten uzak durmaları tavsiyesinde bulundum. Kamu görevi elbette önemlidir. Gerçek potansiyelin ortaya konmasına engeldir. Kamuda belirli bir sistem var. Ne kadar çalışkan, cesaretli olursanız olun belli bir kalıba zorla sokar.” cümlelerine yer verdi. Bu görüşün değişeceği bir sistem kamu ve çalışanları için fayda getireceği kaçınılmazdır.

Koray BÜLBÜL / bilimlik.com

Bu konuda sizin de görüşünüzü/sorunuzu merak ediyoruz?