Karıncanın Hakkı

Karıncanın Hakkı; “-Meyve ağaçlarını sarınca karınca, Günah var mı karıncayı kırınca? -Yarın Hakk’ın divanına varınca, Süleyman’dan hakkın alır karınca.” 

Sözleriyle günümüze kadar ulaşan karıncanın dahi hakkının olduğunu özetleyen ibretlik hikâye Topkapı Sarayı’nda geçiyor. Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman, bir sabah hava almak için Saray’ın arka bahçesine iner. Bahçede dolaşırken bir ağacın yapraklarının bozulmaya başladığını fark eder.

Bozulan yaprakları bir süre inceledikten sonra buna sebebiyet verenin karıncalar olduğunu fark eder. Bunun çözümü olarak önce ağaçları ilaçlatmayı düşünür ama ardından bu ilaçların karıncaları öldüreceğinden rahatsızlık duyar.

Meyve Ağaçlarını Saran Karıncanın Hakkı

Bir taraftan çok sevdiği ağaçların güzelliği diğer tarafta kendisi gibi can taşıyan karıncaların yaşamı. İçin içerisinden çıkamayan Kanuni, bu durumu Ebussuud Efendi Hocaya danışmak üzere odasına gider ancak Ebussuud Efendi odasında yoktur. Edebiyatı iyi olan Kanuni Sultan Süleyman, Bunun üzerine odasında bulduğu bir kağıt ve kalemle içinden çıkamadığı durumu; “Meyve ağaçlarını sarınca karınca, Günah var mı karıncayı kırınca?” cümleleriyle özetler ve odadan ayrılır.

Bir süre sonra odasına dönen Ebussuud Efendi masanın üzerinde soruyu görür ve aynı kağıdın hemen altına şu cevabı yazar; “Yarın Hakk’ın divanına varınca, Süleyman’dan hakkın alır karınca.”

Ve büyük günahlarla boğuşan insanoğlunun bir karıncanın bile hakkının sorulacağı Hak Divanı’na çıktıklarında ne kadar zor bir sınava tabi tutulacaklarının ibretlik hikâyesi günümüze bu dörtlükle ulaşır. Biz biz olalım, ufaktır deyip karıncayı kırmayalım, Hak huzuruna o küçüktür dediğimiz karıncanın hakkıyla çıkmayalım.

Koray BÜLBÜL / bilimlik.com

Bu konuda sizin de görüşünüzü/sorunuzu merak ediyoruz?