Alparslan Türkeş’in Milli İktisat Sistemi

Alparslan TÜRKEŞ‘in 1979 yılında ÜMİD-BİR (Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Derneği) 4. Olağan Kongresi akabinde gerçekleştirilen 1. Türk Milli İktisat Kurultayı’nda ki Milli İktisat Sistemi üzerine yaptığı konuşma;

Türkiye, milli kalkınmasını gerçekleştirebilecek her türlü vasıtaya ve büyük bir ekonomik zenginlik ve ekonomik potansiyele sahip olduğu halde bu güne kadar ekonomik meselelerini halledememiştir. Milli kalkınma gayretlerimiz ve iktisadi gelişmemiz, kararlarını Milletimizin tercihlerine göre vermeyen idareler tarafından engellenmiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan buyana 60 yıla yaklaşan bir zaman geçmesine rağmen, Türkiye’nin meseleleri halen ortadadır, Türk insanının çözüm bekleyen dertleri halâ çözüme kavuşturulamamıştır. Bunun sebebi, geçmiş iktidarların isabetsiz, aciz, ülke ve dünya şartlarıyla bağdaşmayan ekonomik politikaları tercih etmeleri ve uygulamalarıdır.

Ülkemizde 16 aydır uygulanmakta olan iktisat politikaları ise, milli şuur, milli duygu ve milli hedeflerden uzak hali ve Türkiye’yi Marksist bir düzen değişikliği ortamına sürüklemeyi gaye edinen icraatı ile memleketimizi bugün ki içler acısı duruma sokmuştur. Ellerinde sihirli bir ekonomik kalkınma değneği olduğu imajı ve propagandasıyla kendilerin iktidar yolunu açanların, Türkiye’yi ekonomik bakımdan kurtarmak iddiasıyla gelenlerin bugün gerçek yüzleri ortaya çıkmış; Bir kurtarıcı değil, batırıcı oldukları anlaşılmıştır.

Türk Aydını, Gençliği Aldatılmaya Çalışılmaktadır.

Türkiye’nin ekonomik meselelerinin halli ve Türk insanının mutluluğunu ve refahını temin edecek ekonomik kalkınma hareketi ancak, “Milli İktisat Politikası” ile mümkün olabilir. Bu iktisat politikası, ekonomik bağımsızlığımızı sağlayıp, hızlı sanayileşmemizi gerçekleştirip, dışarıya sınai ürünler ihraç edebilen bir ülke haline gelmemizi temin edecek bir politikadır. Hızlı sanayileşmenin gerçekleştirilebilmesi için, sınai yatırımlara öncelik verilecek, bunun temini için de her türlü tasarrufa kolay yatırım imkânları sağlanacak, vatandaşın tasarruf arzusu teşvik edilecektir. Devlet vatandaşına bu konularda zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı ve yol gösterici olacaktır.

Tasarrufu ve kalkınması milli kaynaklara dayanmayan bir ülke bağımsızlık iddiasında bulunamaz. Kaldı ki, bağımsızlık ilk önce fikirde, ideolojide ve doktrinde başlar. Fikirlerini bile dışarıdan ithal edenlerin bağımsızlık yaygaraları istismardan öteye bir ciddiyete sahip değildir. Bugün bazı bağımsızlık şampiyonları sürekli bir şekilde emperyalizme karşı olduklarını söylemektedirler. Ancak savundukları ve tatbik ettikleri iktisadi politika, bu politika neticesinde tercih iktisadi sistemler dünyaya hakim olan süper devletlerin sömürü aracı olan sistemlerdir. Bunlar Türk aydınını, Türk gençliğini aldatmaya çalışmaktadırlar. Bir avuç zümreye; Özelliklerinden doğan belli bir sınıfa imkânlarını sonuna kadar sunan sistemler, bu özelliklerinin yanında bugün dünyayı sömürmek, hakimiyeti almak isteyen devletlerin bu yönde kullandıkları en tesirli araçlarıdır.

Milli İktisat Sistemi, Dünya Uygulamaları

Bugüne kadar dünyanın çeşitli ülkelerinde uygulanan bütün ekonomik sistemler, temelinde insan hürriyetini esas aldıkları iddiasıyla ortaya çıkmışlardır. Ancak buna rağmen bu sistemleri bu amacı gerçekleştirebildiklerini söylemek mümkün değildir. Yeryüzünde bugüne kadar uygulanan ekonomik sistemlere ve bu sistemlerin insan hürriyeti konusundaki iddialarına rağmen insanlık gerçek manada hürriyete kavuşabilmiş değildir. bunun sebebi uygulanan bu sistemlerin üretim araçları mülkiyetini toplumu meydana getiren bütün fertlere, yani millete yayamayışlarıdır.

Mesela, Marksist sistem, kapitalizmin mülkiyetin dağılışını düzenleyemediği gerekçesiyle özel mülkiyetin kaldırılmasını, onun yerine kamu ve devlet mülkiyetinin getirilmesini savunmuştur. Sosyalizmin düştüğü hata, mülkiyet-hürriyet ilişkisini görememekte olmuştur. Mülkiyet, hürriyetin garantisi ve istenen de insanlığın hürriyeti olduğuna göre, izlenecek yol, özel mülkiyetin kaldırılması değil, bunun milli tabana, Millete yayılabilmesi, herkesin mülk sahibi yapılabilmesidir. Mülkiyetten ve özellikle üretim araçlarının mülkiyetinden yoksun bir toplum hür olamaz.

“Milli İktisat Sistemini” Savunmaktayız

Türk Milliyetçileri olarak biz; “Milli İktisat Sistemini” savunmaktayız. Milli iktisat sistemi, iktisadi yapımızın, millileşmesini, iktisadi kalkınmamızın hızlanmasını, üretim araçları mülkiyetinin adil ve dengeli bir biçimde milli tabana, Millete yayılarak insanımızın hür olmasını sağlayacak bir sistemdir. Milli İktisat Sistemi, Milli bütünleşme ve iktisadi demokrasinin temel şartıdır.

İktisat, bizce her şeyin temeli değildir. Ancak bir ülkenin iktisadi yapısı, iktisadi politikası; Hedeflerinin, sahip olduğu dünya görüşünün bir aynası durumundadır. Bu bakımdan ülkücü iktisatçılara büyük görev düşmektedir. Milli doktrinimizin iktisadi mimarları sizler olacaksınız. Ülkücü hareket, Milletiyle bütünleşen, Milletinin dertleriyle dertlenen aydınlar kadrosuyla girişilecek olan Milli Kalkınma Savaşımızın öncüsü olacaktır. Milletinden kopmuş iktidar ve kadroları bu büyük hareket karşısında çökecektir. İşte o zaman, bütün atıl ekonomik potansiyel harekete geçecek, topyekün bir kalkınma seferberliği başlatılmış olacaktır. Milletimizin yeniden teşkilatlandırılmasından; Bu hukuki ve sosyal organizasyondan doğacak olan Milli iktisat Sistemini sizler kuracak ve yürüteceksiniz. Milli kalkınma savaşımızın başarıya ulaşmasının başta gelen teminatı sizlerin varlığıdır. Türk Milliyetçiliği ideolojisi ve milli doktrinimizden kaynaklanan Milli İktisat Sistemi’ni, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik meseleleri ortaya koyacak ve büyük bir boşluğu dolduracağına inandığım Kongrenizin ve 1. Türk Milli İktisat Kurultayı’nın hayırlı ve uğurlu olmasını diler, çalışmalarınızda başarılar temennisi ile sevgi, selam ve saygılar sunarım. (Ankara, 1979)

bilimlik.com

Bu konuda sizin de görüşünüzü/sorunuzu merak ediyoruz?